7-8 Aralık 2011’de Management Centre Türkiye’nin düzenlediği Müşteri Çağında Pazarlama Zirvesinekatıldık, BrandTalks olarak pazarlamanın bugününe ve yarınına dair iki dolu dolu gün geçirdik.

Zirvenin öncesinde de zirveyle ilgili bir ön yazı yazmıştım, okumak isteyenler şuradan ulaşabilirler –>Etkileşim ekonomisinde pazarlamaya hoşgeldiniz !”  Bunun dışında dostum  ve BrandTalks yazarlarından Sinan ERYİĞİT’in zirveyle ilgili yazdığı yazıya da şuradan ulaşabilirsiniz à Pazarlama Zirvesi 2011′i 1 Hafta Geçe “ Yediğimiz içtiğimiz bizde kalsın, şimdi size dinlediklerimi, gördüklerimi ve konuştuklarımı anlatacağım. Kulak verin :)

İki gün boyunca zirveye gelen konuşmacılar kalıpların dışına çıkan tespitleri ve öngörüleriyle bir çok pazarlama profesyonelini yoğun iş temposundan dolayı hapsoldukları dar bakış açılarının dışına çıkardılar. Pazarlamanın bugününe dair bazı tozlanmış düşünceleri sarstılar. Gerçekleri samimi bir şekilde dile getirdiler.  Bu yıl katıldığım etkinlikler içerisinde ilk defa içinde bulunulan zamanın ötesinde konular konuşuldu.

Zirvenin teması “Hello! I love You!” idi. Konuşmalar da dolayısıyla pazarlama dünyasında ilişkilerin, duygulara önem vermenin ve samimi iletişimin yeri üzerine yoğunlaştı. Dijital dünyanın gerçekte o kadar da dijital olmadığını temelde insanî dinamikleri anlamanın önemli olduğu konuşuldu, tartışıldı.Gelen fikir liderleri zaten herkes tarafından bilinen gerçekleri süslü aforizmalarla yüksek sesle söylemek yerine gerçekten yenilikçi konular üzerinde derinlemesine tespitler yaptılar.

Beni söyledikleriyle ve sunumlarıyla en çok etkileyen konuşmacılar Guy KawasakiGary Vaynerchuk, Richard Lewis (Absolut), Hamish McRae, Micael Dahlen,  Tanyer Sönmezer ve kendisine hayran olduğum, hayatımın vizyonunun ete ve kemiğe bürünmüş hali olan ve tanışma şansı da bulduğumPeter Economides idi. Bunun yanında oturumlarına giremediğim ama sunumlarını Sinan’dan dinlediğim ve kaçırdığıma çok üzüldüğüm Qaalfa DibeehiTali Krakowsky zirvenin dikkat çeken isimleriydi.

Tanyer  Sönmezer’in açılış konuşmasından sonra Guy Kawasaki sahnedeydi.  Steve Jobs ile çalışma şansına sahip olan Guy, sunumunda bunu sıkça kullandı. Sunumunun ana teması insanı büyüleme sanatı üzerineydi. İnsanları büyüleyen ve kullanıcılarında bir dindarın dinine bağlılığı kadar tutku ve sadakat oluşturan Apple’ı anlattı.  Kawasaki etkileşim ekonomisinde ayakta kalmak isteyen markaların tüketicileri ile satış odaklı olmaktan ziyade büyülemeye odaklı bir iletişim kurmaları gerektiğini söyledi. Büyüleyici marka olmanın 4 adımı olduğunu, bunların “sevilmeyi başarma”, “güvenilirlik”, “kalite” ve “rüyalara hitap etme” olarak sıraladı. Mekanik dinamiklerden çok insanları duygusal dinamikleri kullanarak etkileyebileceğimizin altını çizdi. Sunumunun temelini sanırım şu cümleyle özetleyebiliriz.  “Eğer kanaat önderlerini, yani insanlara bir şeyler yaptırabilen veya onları durdurabilen insanları (influencer) etkileyebilirseniz; herkesi etkilersiniz.”  Aslında bu cümlenin yüzlerce yıl önce de geçerli olduğunu ve insanlık tarihinin sonuna kadar da geçerli olacağını düşünüyorum.İnsanlar her zaman bir ilişkiler ağının bir parçasıydı. İnsan kitlelerini bir  yöne ve amaca doğru harekete geçiren her durum ve insan öncelikle bu insan kümesinin içinde bulunduğu ağ kümesinin başındaki kişiyi etkilemesi gerekti. Bu kişi bazen bir fikir lideri, pop yıldızı, moda ikonu bazen de iletişimi güçlü olan bakıldığında herhangi bir gibi görünen biri oldu. Biz bunları her zaman çevremizde gördük, onlardan etkilendik. Bazen de biz onlardan biri olduk ve bir kitleyi peşimizde sürükledik. Şimdi de aynı şeye web’in evrim geçiren hali olan sosyal medyada daha  şiddetli bir şekilde ve daha gözler önünde şahit oluyoruz.

Sonrasında sahneye Gary çıktı. Daha önce karşılaşmadığım türden kişiliğiyle pazarlamanın bugününe dair bir çok şeyi yıktı geçti ve bizi pazarlamanın yarınına götürdü. Sanırım söyledikleri zamanın ötesinde olduğu için salondaki bir çok kişi sunumunu çok agresif buldu.  Söylediği bir cümle sanırım yönetim ve pazarlamacıların “ölçemediğin şeyi yönetemezsin” düsturunu çok ikilemde bıraktı.“Bugünün dünyasında metrikler hiç bir şey ifade etmiyor. Şu anda gerçek dünya tamamen duygularla, insanla ilgili.”  böyle düşünürsek, sosyal medya’nın duygusal bağ yaratma aşamasını hiç bir şekilde açıklayamayız sanırım. Buna paralel olarak şu andaki ölçümleme bakış açısının ve yöntemlerinin de yeteri kadar sağlıklı olduğunu düşünmüyorum. Yöntemlerin çoğu kişinin o an mekanik olarak orda olmasını ölçümlüyor ama şu an internetin en aktif olarak kullanıcıları olan biz “Y” kuşağının aynı anda 10+ sayfa açtığımızı aynı anda müzik dinleyip, ileti yazıp ve bir şeyler okumaya çalıştığımızı düşünürsek; dikkat katsayısının bu kadar küçük olduğu bu durumda mevcut ölçümleme sistemlerinin pek de sağlıklı olmadığını söyleyebilirizBu durumda ölçümlemenin anlamlı olabilmesi için kullanıcıyla etkin bir interaksiyonun yaratılması ve mümkünse bunun fiziksel dünyaya taşınması gerektiğini düşünüyorum.

Sonrasında Absolut’u Absolut yapan adam Richard sahnedeydi. Bugüne ve yarına dair yeni bir şey söylemese de Absolut’a dair izlemesi ve öğrenmesi keyifli bir sunumdu.

İlk günün son sunumunu ise Micael Dahlen yaptı.Yerinde duramayan, enerjisini oturduğunuz yerde hissedebileceğiniz biriydi Micael Dahlen. Genç ve takım elbisesinin altına giydiği botla asi görüntüsüne rağmen 6 kitabı ve 30′dan fazla makalesi yayınlanmış bir profesör . Pazarlamanın yarınıyla ilgili konuştu,söyledikleri Gary ile çoğu yerde paraleldi. Ama o kadar agresif değildi.

Mesleki vizyonumun ete kemiğe bürünmüş Peter Economides’ı en sonra bırakmak istedim. Peter başta Steve Jobs olmak üzere bir çok marka lideriyle çalışmış bir marka stratejisti. Steve Jobs’ın Apple’a dönüşünün ardından dünya çapında büyük yankı uyandıran “Think Different” kampanyasını şekillendirip uygulayan Peter Economides global reklam ajansları McCann Eriskson  ve TBWA’in global müşteri direktörlüğünü yapmış. NestléCoca Cola, Pepsi-Cola, Avis, L’Oréal, Gillette, Unilever, Levi’s, Diageo, Nike, General Motors, Greek Tourism, Goodyear, Citibank, Bacardi, Apple, Absolut, Nissan, Henkel, Sony, Saudi Arabian Airlines, Nivea, Audi, illy, Chivas Regal, Olimpiyat Oyunları gibi pek çok ünlü marka ve şirketlerle çalışmış.

Zirve sırasında da Apple’ın 1984 yılında prodüksiyonuna 900 bin dolar harcanarak gerçekleştirdiği reklam kampanyasının etkili ve vurucu olduğunu söyleyen Economides, günümüzde online video siteleri aracılığıyla yapılan sıfır maliyetli bir videonun Apple’ın 1984’te ulaştığı 50 milyonluk kitlenin yaklaşık 8 katına ulaşabildiğini vurguladı. Söz konusu videoların herkes tarafından yapılabileceğine dikkat çeken Economides “Ancak çok azımız bu süreci iyi biliyoruz ve daha da azımızın bunu yapmaya yetecek cesareti var” dedi.

Gün böyle sona erdi. Güzel ve zihin açıcı.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s